1 Aralık 2011 Perşembe

neden kapakçıdan?

bir akşamüstü, küçük bir kitapçıdayım. yakın tarih üzerine yılda 5-10 kitap yayımlayan küçük bir yayınevi aynı zamanda burası. yazar kitabı getiriyor; dizgisi, kapağı birilerine yaptırılıyor, bürokratik işlemler de halledildikten sonra matbaaya gönderilip bastırılıyor. hoş bir özelliği var bu kitapçı-yayıevinin: her akşamüstü mutlaka 3-5 yazar, ilgili okur, araştırmacı, akademisyen burada buluşur, tarihe ve tarihçilere dair güncel ne mesele, dedikodu, tartışma varsa hepsini elden geçirirler.
o akşamüstü sayı da kalabalıktı. içeride neredeyse 7-8 kişi yine bir belge üzerine tartışırlarken, yayınevinin sahibiyle basılacak yeni kitabın kapağı üzerine konuşmaktaydık. bir ara tartışmadan kopup yanımıza gelen bir akademisyen araya girince beni tanıştırma gereği duydu yayınevi sahibi:
- hocam, serap hanım... kapakçımız...
ben kahkahamı zapt etmeye çalışırken, hoca "memnun oldum" dedi kibarca; bu tanımlamayı hiç yadırgamamıştı. bir süre sonra ben de yadırgamamaya başladım, hatta artık hoşuma gidiyor. o gün bugündür ne iş yaptığımı soranlara kapakçı diyorum. yok! hayır; ara güler ustanın kendisine fotoğraf sanatçısı denmesine kızması, "hadi yahu! ben foto muhabiriyim." demesi gibi bir durum değil benimkisi. bir çeşit teslim olma, kendini akıntıya bırakma hali gibi bir şey; öğrenilmiş (mi?) çaresizlik...
hem zaten bu konuda yayınevlerinde de bir ortaklaşamama durumu görüyorum. kimi yayınevleri kitap künyelerinde "kapak tasarımı" ibaresi kullanırken, kimi "kapak düzeni" diyor. bu durumda ben kapak düzencisi olmuş oluyorum herhalde. demem o ki: karmaşayı toptan ortadan kaldıracak bir çözüm işte "kapakçı"; blogumuzun adı...
tadı da kitaplardan, tasarımdan, kapaklardan konuşmaktan gelecek. sözün gelişi konuşmak dedim de, aslında yazmaktan gelecek. söz uçar, yazı kalır zira. mehmet ulusel'in 2007-2008'de radikal kitap eki'ndeki yazılarının müptelası olmamla başlayan bu blog fikri yıllardır dolanıp duruyordu kafamda. bu aralar hazır yeni denizlere yelken açma haleti ruhiyesi içindeyken, fırsat bu fırsat, haydi! o halde; yelkenler fora!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder